Ölümlü bir kazadan sonra sorulan ilk soru genellikle şudur: tazminat mirasçılar arasında nasıl paylaşılır. Sorunun kendisi yanlış kurulmuştur. Destekten yoksun kalma tazminatı ölenin malvarlığına girip mirasçılara geçen bir alacak değildir. Ölenin yardımıyla geçinen kişinin kendi şahsında, o yardım kesildiği için doğan bağımsız bir haktır.
Bu ayrım sonucu doğrudan değiştirir. Mirası reddetmiş bir çocuk bu tazminatı yine isteyebilir. Buna karşılık ölenden fiilen hiçbir destek görmemiş bir mirasçının bu başlık altında talebi doğmaz. Aynı nedenle mirasçı olmayan bir kişi, ölenin kendisine sürekli ve düzenli olarak yardım ettiğini ortaya koyabildiği ölçüde hak sahibidir. Belirleyici olan nüfus kaydındaki sıfat değil, fiilen görülen yardımdır.
Kim destek sayılır
| Hak sahibi | Neye dayanır | Hesaptaki karşılığı |
|---|---|---|
| Eş | Evlilik birliği içinde gelirin ortak kullanıldığı kabul edilir; ayrıca ispat aranmaz. | Uygulamada gelir paya bölünürken eşe ölenin kendisiyle aynı ağırlıkta pay ayrılır. |
| Çocuklar | Bakım yükümlülüğü kanundan doğar. Desteğin süresi çocuğun eğitimine ve kendi geçimini sağlayacağı yaşa göre belirlenir. | Her çocuk için ayrı pay ayrılır; pay, çocuk destekten çıktığında geri kalanlara dağıtılır. |
| Anne ve baba | Yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoya bakma yükümlülüğü kanunda düzenlenmiştir; fiilen yapılan katkı da esas alınır. | Kendi yaşları ile ölenin yaşından hangisi daha kısa süre veriyorsa destek o süreyle sınırlıdır. |
| Fiilen desteklenen diğer kişiler | Akrabalık şart değildir. Ölenin sürekli ve düzenli olarak yardım ettiği kişi, mirasçı olmasa bile hak sahibidir. | Yardımın sürekliliği ve düzeni ispatlanmak zorundadır; tartışma bu grupta çoğunlukla ispat üzerinedir. |
| Ev içindeki emeğiyle destek olan kişi | Destek para vermekle sınırlı değildir. Ev içinde görülen iş de ekonomik değeri olan bir katkıdır. | Katkının karşılığı, o işin piyasada karşılanması hâlinde ödenecek bedel üzerinden bulunur. |
Tutarın çıktığı varsayımlar zinciri
Destek zararı doğrudan ölçülebilen bir büyüklük değildir. Ölen kişi yaşasaydı yakınlarına ne kadar, ne süreyle katkı verecekti sorusunun cevabıdır. Bu yüzden hesap, tek bir işlemden değil arka arkaya gelen kararlardan oluşur ve her karar bir sonrakinin girdisidir.
Zincir gelirle başlar. Belgelenebilen gerçek kazanç esas alınır, yoksa asgari ücret üzerinden gidilir. İkinci halka pay dağıtımıdır: gelirin tamamı ölenin kendisi ile hak sahipleri arasında paylara bölünür, çünkü ölen kişi gelirinin bir kısmını kendisi için harcayacaktı. Yerleşik uygulamada ölene ve eşe ikişer, çocuklar ile anne babaya birer pay ayrılır; hak sahibi sayısı arttıkça kişi başına düşen pay küçülür.
Üçüncü halka süredir. Desteğin ne kadar devam edeceği, hem ölenin hem de hak sahibinin kalan ömrüne bağlıdır ve hangisi daha kısaysa o süre esas alınır. Kalan ömür bir yaşam tablosundan okunur. Burada tek bir tablo yoktur: uzun yıllar kullanılan PMF 1931 tablosu ile Türkiye verilerine dayanan TRH 2010 tablosu farklı süreler verir ve hangisinin kullanılacağı başlı başına bir tartışma konusudur. Süreler ayrıca bilinen dönem, aktif çalışma dönemi ve emeklilik sonrasına karşılık gelen pasif dönem olarak ayrılır.
Dördüncü halka, gelecekte doğacak ödemelerin bugüne indirgenmesidir. Burada kullanılan artış ve iskonto varsayımı, uzun süreli hesaplarda sonucu tek başına kayda değer ölçüde oynatır. Son halkada ise kusur indirimi ile sosyal güvenlik ödemelerinin denkleştirilmesi yapılır. Kanun, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemelerin bu zararın belirlenmesinde gözetilemeyeceğini ve tazminattan indirilemeyeceğini açıkça belirtir.
Zinciri bağlayan bir formül yok
Anayasa Mahkemesi 17 Temmuz 2020 tarihli kararıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası tazminatlarını genel şartlara bağlayan ibareleri; 29 Aralık 2022 tarihli kararıyla da destekten yoksun kalma, sürekli sakatlık ve değer kaybı tazminatlarının hesabına ilişkin olarak Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesine eklenen cümleyi iptal etmiştir.
Bunun pratik sonucu şudur: yukarıdaki zincirin hiçbir halkası, genel şartların ekinde yer alan bir formülle önceden bağlanmış değildir. Hesap, Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre kurulur. Sigortacının kendi kabul ettiği varsayımlarla yaptığı hesap ile bu ölçüte göre yapılan hesabın aynı sonucu vermesi için bir neden yoktur. Bir dosyada aradaki farkın nereden geldiği, ancak iki hesabın hangi varsayımlarla kurulduğu yan yana konularak görülebilir.
Desteğin kusuru hak sahibine yansır mı
Ölen kişinin kazadaki kusuru, dosyaların önemli bir bölümünde tartışmanın düğümlendiği yerdir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu, destekten yoksun kalanların zararının kendi şahıslarında doğan dolaylı bir zarar olduğundan hareketle, ölen sürücünün kusurunun onlara yöneltilemeyeceği ve bu kişilerin zorunlu mali sorumluluk sigortası bakımından üçüncü kişi sayılacağı sonucuna varmıştır.
2016 yılında Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesine eklenen (g) bendi ise hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerini teminat dışında bırakmıştır. Metnin sözü hak sahibinin kendi kusurundan söz eder; desteğin kusurundan değil. Aynı maddeye eklenen ve teminat içeriğini genel şartlara bağlayan bent, Anayasa Mahkemesi'nin 2020 tarihli kararıyla iptal edilmiştir.
Bu nedenle ölümlü kaza dosyalarında kusur, tek başına bir yüzde olarak değil, kime ait olduğu ve kime yansıdığı ayrı ayrı değerlendirilerek ele alınır. Kusur dağılımının kendisi de teknik bir tespittir ve kaza tespit tutanağındaki ilk değerlendirmeden farklı çıkabilir. Hesabın hangi kusur oranıyla kurulduğu görülmeden, tutara yöneltilecek itirazın dayanağı da kurulamaz.
Bu tazminat mirasçılara mı aittir?
Hayır. Destekten yoksun kalma tazminatı ölenin malvarlığına girip mirasçılara geçen bir alacak değildir; destek gören kişinin kendi şahsında doğan bağımsız bir haktır. Bunun iki pratik sonucu vardır. Mirası reddeden kişi bu tazminatı yine isteyebilir. Buna karşılık mirasçı olmakla birlikte ölenden fiilen destek görmeyen kişinin bu başlık altında talebi doğmaz.
Mirasçı olmayan biri destek tazminatı isteyebilir mi?
Evet. Belirleyici olan akrabalık bağı değil, ölenin o kişiye sürekli ve düzenli olarak yardım ediyor olmasıdır. Bu yardım para biçiminde olabileceği gibi emek biçiminde de olabilir. Bu gruptaki taleplerde hukuki tartışma çoğunlukla hakkın varlığı üzerinde değil, desteğin fiilen sürüp sürmediğinin ispatı üzerindedir.
Ölen kişi çalışmıyorsa tazminat hesaplanabilir mi?
Evet. Hesabın dayanağı fiilen elde edilen ücret değil, ölenin yakınlarına sağladığı katkının ekonomik karşılığıdır. Belgelenebilir bir gelir yoksa asgari ücret esas alınır. Ev içindeki emek de ekonomik değeri olan bir katkı sayıldığı için, hiç ücretli çalışmamış bir kişinin ölümünde de destek zararı doğar.
Eşin yeniden evlenme ihtimali tazminatı etkiler mi?
Uygulamada dul eş bakımından yeniden evlenme ihtimali ayrı bir indirim kalemi olarak değerlendirilir; oran, eşin yaşı ve çocuk sayısı gibi verilere bağlı tablolardan bulunur. Bu kalem tazminatın tamamını değil yalnızca eşin payını etkiler; çocukların payı bundan etkilenmez.
Ölen sürücü tam kusurluysa yakınları tazminat alabilir mi?
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu, destekten yoksun kalanların zararının dolaylı ve kendi şahıslarında doğan bir zarar olduğundan hareketle, ölen sürücünün kusurunun onlara yöneltilemeyeceği sonucuna varmıştır. 2016 yılında Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesine eklenen (g) bendi ise hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerini teminat dışında bırakmıştır. Metnin sözü hak sahibinin kendi kusurundan söz eder, desteğin kusurundan değil; uygulamadaki tartışma büyük ölçüde bu ayrım üzerinde yürür.
Manevi tazminat da trafik sigortasından istenebilir mi?
Kanun, manevi tazminata ilişkin talepleri zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında sayar. Bu nedenle yakınların manevi tazminat talebi kural olarak sigortacıya değil, kusurlu tarafa ve işletene yöneltilir. Maddi ve manevi talepler aynı olaydan doğsa da muhatapları bu yüzden ayrışabilir.
Cenaze giderleri ve ölümden önceki tedavi masrafları ne olur?
Kanun bunları ölüm hâlinde uğranılan zararlar arasında ayrıca sayar. Cenaze giderleri bağımsız bir kalemdir. Ölüm hemen gerçekleşmemişse, aradaki dönemde yapılan tedavi giderleri ile o dönemde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar da istenebilir. Bu kalemler destek zararının içinde erimez, ona eklenir.
Sigorta şirketinin hesabı ile mahkemedeki hesap neden farklı çıkıyor?
Çünkü ortada tek bir bağlayıcı formül yoktur. Anayasa Mahkemesi 2020 ve 2022 tarihli kararlarıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortası tazminatlarını genel şartlara bağlayan ibareleri ve destekten yoksun kalma tazminatının hesabına ilişkin kanun hükmünü iptal etmiştir. Bugün ölçüt, Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümleri ve sorumluluk hukuku ilkeleridir. İki hesap arasındaki fark, hangi gelirin esas alındığı, payların nasıl dağıtıldığı, hangi yaşam tablosunun kullanıldığı ve kusurun nasıl yansıtıldığı gibi varsayımlardan doğar.
Talep için ne kadar süre var?
Motorlu araç kazalarından doğan tazminat talepleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Kaza cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o süre burada da uygulanır. Ölümlü kazalarda süre bu nedenle çoğu zaman iki yıldan uzundur.
Kaynaklar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.51, m.52, m.53, m.55 ve m.56
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m.85, m.90, m.92 ve m.109
- Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu, E.2014/1 K.2015/1
- Anayasa Mahkemesi, E.2019/40 K.2020/40, 17/7/2020 (RG 9/10/2020, 31269) ve E.2021/82 K.2022/167, 29/12/2022 (RG 14/2/2023, 32104)
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.364 (bakım yükümlülüğü)